"ISLIĞINI BEKLİYOR HAYAT " HALUK IŞIK

2009-04-10 11:39:00

        Cumhuriyet Ege Patika Köşe Yazısı.Yazar Haluk Işık'a teşekkür ediyorum ,blog dostlarımla bu yazıyı paylaşmak istiyorum.             Elsa Triolet “Gün doğarken bülbül susar” der ya; Triolet’le bülbülün sorunuymuş, bugün öğreniyorsun. Yaşasın her gün bir şey öğreten hayat! Gün doğmadan uyanıyorsun, sonuna kadar açıyorsun pencereyi. Odaya serçelerin, kumruların, adını bilmediğin onca börtü böceğin sesi doluyor. Gözlerin yaşarıyor, dinlerken bu ilkyaz senfonisini. İçindeki çocuk, elinde hercai bir uçurtmayla fırlayıp gidiyor dağlara. Uyuz, buruşuk, haris, sadist, bin hesaplı herkes ve her şey uzaklaşıp, ölü gezegenler gibi mezar arıyor. Kente gitmek istemiyorsun. Borcu harcı, ses vermeyen duvarları, sözsüz duruşsuz çalçeneleri, seni yoranları hırpalayanları bir kalemde siliyorsun. “Ey toprak, ey gökyüzü, ah patlayan dalları pembe beyaz çiçeklere dönüşen limon ağacım!” diyorsun; “Beni arındırın kirlerimden, beni özgürleştirin her şeyden!” Yanıt, kısa ve yalın; “Gelsene, ne duruyorsun?”            Ne de olsa kentlisin, korkuyorsun “modernite”den uzaklaşmaya. Günlerin tortusu içindesin, korkuyorsun. Takvimin içinde kalmalısın belki de, konu mankenleri gibi ortalıkta dolaşmalısın, fotoğraf karelerine sokulmalısın, aferinler duymalı, burnundan kıl aldırmamalı, yürüyüşünden kartvizit, ağzından hikmetler akmalı. Bu kahrolası maskeli balolarda, için bulana bulana da olsa, yer almalısın. Bak, kimler nelerden vaz geçiyor, dahasını vermek için nasıl can atıyor? Aklına geliyorlar, bir anlık da ... Devamı

AGIR AGIR ÖLÜR

2009-02-23 00:00:00

Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar, her gün aynı yoldan yürüyenler, yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler, giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler, tanımadıklarıyla konuşmayanlar. Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar, beyaz üzerinde siyahı tercih edenler, gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu yerine “i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler. Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar, hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler. Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar. Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler, kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler, ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar, daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler, bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar, bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar. Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden, anımsayalım her zaman: yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir. Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına. Pablo Neruda Çeviren: İsmail Aksoy ... Devamı

HAYATI ISKALAMA NAZIM HİKMET

2009-02-10 16:45:00

Hayatı Iskalamaya Lüksün Yok Senin...Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslol... Devamı

12 EYLÜL,SANAT VE "KÜLRENGİ SABAHLAR " HALUK IŞIK

2008-09-12 01:20:00

 Bu başlıkta bir yazı yazmanın, benim açımdan taşıdığı güçlükler var. İlki 12 Eylül üstüne yazmak. Kuşkusuz bu sayfalarda, bunun nitelikli örneklerini değerli kalemlerden okuyacağız. Yinelemeye düşmekten, yalınkat olmaktan korkarım. İkincisi “Külrengi Sabahlar” üstüne konuşmak. İnsanın kendinden ve yaptıklarından söz etmesini, öteden beri yadırgamışımdır. En zorlandığım anlar, özgeçmişimi yazmak ya da yaptıklarım üstüne konuşma yapmak zorunda kaldıklarımdır. Dahası, bir yapıtı açıklayacak tek unsurun, yine ve yalnızca o yapıtın kendisi olduğuna inanırım. Değerli yazarlık hocam Turgut Özakman’ın deyişiyle, bir yapıt “açıklanmaya” muhtaçsa, o zaten “yapıt” değildir. Yine de, oyunumun özelinde yaşadıklarım, birçok açıdan nesnel bir irdeleme yapmaya yetecek kadar zaman da geçmişken, hakkında konuşmayı zorunlu bir ödev haline getiriyor. Bunu “Dönemeç”in hazırladığı özel bir dosya kapsamında yapmak da, benim için çok anlamlı. İkisinin de, sanat penceresinde kalarak üstesinden gelmeye çalışacağım. 12 Eylül, reflekslerin felce uğratılmasıdır Soğuk rakamlardan oluşan sayısal dökümlerine bakıldığında bile, 12 Eylülün bireysel ve toplumsal sonuçları, vicdan ve etiğin sonsuz bir kanamaya uğramasına yeter. Bu sonuçlar, belli bir süreç içinde olup bitenlere ait değil, 12 Eylül 1980 gününden bugüne, bugünden yarına uzanan kalıcılık ve geleceği belirleme özelliklerine de sahiptir. Ana başlıklar halinde yapılacak kimi tespitler, bu belirlemede hiç de haksız olmadığımızı kanıtlamaktadır.Dinsel bağnazlık kışkırtılmış ve yaygınlaştırılmış, bir yaşam biçimine dönüşmesi için uygun ortamlar yaratılarak, tersine ... Devamı

9 EYLÜL İZMİRİN KURTUŞ GÜNÜ- BİR KENTİ SEVME DERSLERİ

2008-09-09 14:31:00

Haluk Işık 'ın Bir kenti Sevme Dersleri Yazısından Alınmıştır ( 9 Eylül Dergisi)“Bir kent neresinden sevilirİnsanlarının gözbebeklerinden mi?Islıklarından mı yoksaSabah kepenklerini açarken,Ya da okula giderkenKırlangıç sevinciyle?”İzmir’in “büyük” hemşerisi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bilirim İzmirliler beni sever. Ben de onları pek severim…” diye başlayan sözlerini ilk okuduğunda, sanki saçlarını okşayıp sana sesleniyormuş gibi sevinmiştin. Kordon’daki müzeye seni ilk götürdüklerinde, yaşadığın duyguları, bilirim şimdi de anlatamazsın. İşgal yıllarını, o büyük direniş günlerini, o özgürlük ve bağımsızlık destanını ve 9 Eylülleri öğrendikçe, bu kent kalbinde nasıl bayraklaştı ve hala nasıl aynı coşkuyla eser, anımsa. Şiirini şöyle bitirmen ondandır belki; “Bir 9 Eylül sabahında sormuştuBornova taraflarından İzmir’e giren biri;“Bir kent bu kadar sevilir mi?” Şimdi yanıtıHalkapınar Şehitliğinde,Başucunda fısıldaşanFesleğenlerde gizli…” Gün geldi, tarihin çanı vurdu. Çaka Bey, Ege’nin kıyısına ulaştı. Sonra Umur Bey, sonra yukarıda “Türk İzmir”, aşağıda “Hıristiyan İzmir” yılları geldi. Sonra Aydınoğulları, sonra Osmanoğulları, Sakız’dan gelenler, küçük bir kasabadan bir dünya kentine dönüşme, 1. Dünya Savaşının yitirilmesi, 15 Mayıs 1919’da işgal, Hasan Tahsin’in bir ulus adına ilk kurşunu, Kurtuluş Savaşı ve nihayet 9 Eylül… Başın döndü değil mi? Bu kuş uçuşu yapmaya çalıştım, dünyanın en güzel coğrafyası üstünde. Tarihi iyice bilmeden, sen nasıl İzmir’i sevebilirsin ki?“Bu şarap ödünçtürBenim canım ıslık &ccedi... Devamı