DOSTLAR IRMAK GİBİDİR

2010-04-04 19:34:00

  Dostlar Irmak Gibidir Kiminin suyu az, kiminin çok Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya Insanlar vardır; üstü nilüferlerle kaplı, Bulanık bir göl gibi... Ne kadar ugrassanız görünmez dibi. Uzaktan görünüsü çekici, aldatıcı İçine daldıgınızda ne kadar yanıltıcı.... Ne zaman ne gelecegini bilemezsiniz; Sokulmaktan korkarsınız, güvenemezsiniz! Insanlar vardır; derin bır okyanus... İlk anda ürkütür, korkutur sizi. Derinliklerinde saklıdır gizi, Daldıkça anlarsınız, daldıkça tanırsınız; Yanında kendinizi içi bos sanırsınız. İnsanlar vardır, coskun bir akarsu... Yaklasmaya gelmez, alır surukler. Tutunacak yer gostermez beyaz kopukler! Ne zaman nerede bırakacagı belli olmaz; Bu tip insanla bir omur dolmaz. İnsanlar vardır; sakin akan bir dere... İnsanı rahatlatır, huzur verir gönüllere. Yanında olmak baslı basına bır mutluluk. Sesinde, görüntüsünde tatlı bir durgunluk. Insanlar vardır; çesit çesit, tip tip. Her biri baska bir karaktere sahip. Görmeli, incelemeli, dogruyu bulmalı. Her seyden önemlisi insan, insan olmalı... İnsanlar vardır; berrak, pırıl pırıl bir deniz. Bosa gitmez ne kadar güvenseniz. Dibini görürsünüz her sey meydanda. Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda. İçi dısı birdir cekinme ondan. Her sözü içtendir, her davranışı candan... Can Yücel     ... Devamı

YALNIZ KADINLAR

2010-03-31 15:42:00

  Hemen tanırsınız onları o kadar belli ederlerki kendilerini...iyi gizlendiklerini sanarak üstelik. bazısı saçlarını savurur yürürken, bazısı mutluymuş gibi hep gülümser.hele kalabalık bir ortamdaysanız,daha kolay anlarsınız. HANGİSİ MUTLU HANGİSİ RAHAT HANGİSİ YALNIZ. Mutlular mesafelidir. Sohbete pek katılmazlar anlatacak fazla bir şeyleri, yoktur çünkü. mutludur onlar ,sadece mutlu... O O rahat olanlarsa, bi başkadır halleri. rahattırlar işte .beklentileri yoktur yada, hayalleri gerçekleşmiştir yada, hayalleri de yoktur bu kadınların. ben akılları da olmadığına hükmetmişimdir her zaman. Ama yalnız olanlar onlar başkadır işte... onları bir köşeye çekilmiş somurturken göremezsiniz. hep ortalardadırlar. herkesle sohbet eder, şakalaşır,en çok ta onlar eğlenirler. ve sizi de en çok bu kadınlar mutlu eder.en çok onların yanında rahat edersiniz.sizi en iyi onlar anlar. en iyi anneler onlardır. en iyi arkadaşınız da. en tatlı sevgilinizde odur herzaman. bu kadınların yerine hiç bir şeyi hiç kimseyi koyamazsınız. onlardan birine sahipseniz şayet. haa neden mi yalnızdırlar. hayıır.onlar yanlızdırlar dedimse; anladığınız anlamda değil.yoksa onların etrafı, ateşe üşüşen pervaneler misali, hep kalabalıktır.çünkü: sizler onlardan ayrı kalamaz, onlarsız yapamazsınız. onların, ruhlarıdır yalnız olan. farklıdırlar çünkü.aşkları çok büyüktür mesela... sizin küçük kalbinizin, küçük aşkıyla yetinirler.büyük, büsbüyük fikirleri, hayalleri, vardır.ama; sizin küçük dünyalarınıza, sıkışıp kaldıkları için, kendilerinden vazgeçip, sizin dünyanızı, büyüt... Devamı

FIKRA

2010-03-25 14:32:00

SEMERCİ   Köyün yaşlı semercisi Bekir usta ölmüştü. Tüm eşekler köy meydanında toplandılar, tepindiler oynamaya başladılar. Yaşlı ve hasta bir eşek duvar dibinde düşünüyordu. Ona geldiler: “Haberin yok herhalde, semercimiz öldü”dediler. “Ne olmuş öldüyse?” “Artık sırtımız yara bere olmayacak,özgür olacağız” “Nasıl bir özgürlükmüş bu!” “Semerci olmayınca artık sırtımıza semer yapılmayacak, kırda bayırda istediğimiz gibi dolaşacağız…” Yaşlı eşek gülmüş: “Şaşarım aklınıza”demiş. “Bugün sevinçle tepineceğinize,aslında yas tutmalısınız. Bekir Usta iyi kötü sırtımızın ölçüsünü biliyor, bizi rahatsız etmeyecek semerler yapmaya çalışıyordu. Yarın bir acemi semerci getirirler,sırtınız yaradan kurtulmaz. İyisi mi siz semerciden değil, eşeklikten kurtulmanın yolunu arayın. Eşek kaldıkça, sırtınıza bir semer yapan bulunur.”    Devamı

3 MART DEVRİM YASALARI 86.YIL DÖNÜMÜ

2010-03-03 11:45:00

Alev COŞKUN Bugün 3 Mart devrim yasalarının 86. yıldönümüdür. 3 Mart 1924’te TBMM’de üç yasa kabul edildi ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atıldı. 86 yıl önce bugün: Halifelik kaldırıldı; Şeriye ve Evkaf Vekâleti kaldırıldı ve Tevhidi Tedrisat (Eğitimde Birlik) Yasası kabul edildi... 24 Ekim 1923’te evet, Cumhuriyet ilan edilmişti. Ancak bu Cumhuriyetin temel karakteri henüz açıkça bilinmiyordu. Türkiye Cumhuriyeti’nin laik ilkelere dayalı temel felsefesi, 29 Ekim’den 4 ay sonra, 3 Mart 1924’te açıkça belirlenmiştir. Her biri devrim Bu üç yasanın her biri başlı başına birer devrimdir. Halifeliğin kaldırılışı tek başına çok büyük devrimdir. Şeriye ve Evkaf Vekâleti, alınan kararların şeriat kurallarına uygun olup olmadığını denetliyordu, kaldırılışı büyük devrimdir. Tevhidi Tedrisat (Öğretim Birliği) Yasası ile, eğitim din kurallarının pençesinden kurtarılıyor ve eleştirel aklı öne çıkaran, bilimi temel alan çağdaş bir eğitim modeline yöneliniyordu. Bu üç devrim yasası ile Türkiye Cumhuriyeti’nin temel felsefesi kurulmuş oluyordu. Bugünkü durum Bugün ülkemizde çok ciddi bir güç kavgası sürüp gidiyor. Yarım asırdır yaşanan bir kavga. Aslında bu kavganın temelinde, üç devrim yasasını ortadan kaldırmak ya da etkilerini en aza indirmek vardır. Şimdi, konuyu güncel ve somut olaylarla ele alalım: Geçen hafta Washington’da ABD Kongresi’nin çatısı aldında “Yeni Türkiye; Bölge ve ABD için Anlamı” başlıklı bir toplantı düzenlendi. Toplantıyı Gülen cemaatine yakınlığıyla bilinen “Turkuaz Konseyi” düzenliyordu. Toplantıy... Devamı

MERHAMET

2010-02-24 08:52:00

Sevgili Dost, Merhameti gördün mü? Kaybolduğundan beri-kaçırılmışta olabilir- kendisinden haber alınamayan merhameti."Kayıp Aranıyor" ilânlarından bir ses çıkmadığına göre,merhameti tanıyanlar gazete okumuyor,sokaklarda dolaşmıyorlar."insanlık nâmına" bir kıpırtı olmayınca "kanun nâmına"harekete geçiliyor ve kasaba halkı Şerif'in arkasına düşüp,merhameti kaçıranları aramaya başlıyor.Meşalelerin dili karanlığı didikliyor,gecenin kenarını tutuşturuyor.Eller ağızın iki kenarına tutulup bağrılıyor:"Merhamet! Merhamet!" Ses ormanın içinde nereye gideceğini bilmiyor,panik içinde sağa sola koşuşturuyor,çalılara takılıyor,yaprakları döküyor,baykuşları korkutuyor,sonra bir kuyunun içine düşüp,ıslak bir şekilde geri dönüyor:"Merhamet!" "Merhamet" yankı yapıyor. Aramadık yer bırakmıyorlar.Buluta bakıyorlar,dağılıyor.Gölgeye bakıyorlar,çekiliyor.Taşları bile birer birer uyandırıyorlar oyuklarında.Taşların altı solucan kaynıyor. Sevgili Dost, Merhameti gördün mü? Eşkâlini tarif etmem gerektiğini biliyorum ama,bu hiç de kolay değil.Kanadı var, desem;hemen yolarlar.Gözleri var desem; mil çekerler sürme diye.Ayakları var, desem;mıhlarlar sandelyeye. "Nesi var?" / "Gülüşü var!" Ağlatırlar. "Nesi var?" / "Yaprakları var!" Kopartırlar. "Nesi Var?" / "Beyazı var!" Karartırlar. Sevgili Dost, Merhameti gördün mü? Ne olur bana da göster.Kimseye söylemem,söz zarar veremezler.Beni kanadının altına almasa da ne çıkar;emerim ışığını.Dizinin üstüne yatırmasa da olur;kim söylemiş uyuduğumu? Sev... Devamı