YAKINLIK

2009-07-10 19:14:00

Sahip Oldukları Değil Sahip Olmadıklarıdır Kimilerini Birbirine Yakın Kılan..."",,Mesnevi' Bir gün, bir bilge, kendi türleriyle uçmayı reddeden iki ayrı cins kuşa rastlar yol kenarında. Hayli merak eder bu iki farklı yaratığın nasıl olup da kendi aileleriyle, ait oldukları yerlerde yasamak istemediklerini, nasıl olup da bir 'yabancı 'yı kendi kardeşlerine yeğlediklerini. Biri karga, biri leylek... O kadar farklıdır ki kuşlar ihtimal veremez birbirlerini sevdiklerine, türdeşleriyle değil de birbirleriyle uçmayı yeğlediklerine. Öyle ya, karga dediğin kargalarla uçmalıdır, leylek dediğinse leyleklerle. Yaklaşır ve merakla inceler kuşları. Ta ki her ikisinin de topal olduğunu keşfedinceye kadar. O zaman anlar ki, birlikte kaçar, birlikte uçar, beraber yaşamaları beklenenlerin yanında tutunamayanlar. O zaman anlar ki, sahip oldukları değil, sahip olmadıklarıdır kimilerini birbirlerine yakin kılan. Topal kuşlar birbirlerinin 'arıza’larını bilir ve sömürmek ya da örtmek yerine kabullenirler öylesine. En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil, ortak yoksunluklar üzerine kurulanlardır. Aynı şekilde zengin, aynı şekilde mesut olanların ortak paydaları sabun köpüğü gibidir, uçar. Ortak acı, ortak hüzün, ortak pürüzdür esas yakınlaştıran, yaklaştıran...." Devamı

İKİ TEMMUZ

2009-07-02 00:57:00

İki temmuz demek Sivas demekSivas demek otuz yedi can demekOtuz yedi can  Madımak demekSivas'ta Madımak'ta yakılan otuz yedi can.Ozan A.Kadir Paksoy "Yaralı   Temmuz"demiş temmuza.................Bugün iki temmuzİki temmuz dendikçe kanıyor içimsöylesem olmuyorSöylemesem olmuyorYakılmış çocuklar sarılıyor ellerimene kundağa beleniyorNe beşiğe konuyor...........................      2 temmuz 1993  tarinden bugüne her  iki temmuzda kavurucu yaz sıcağında yüreğim yanar,yanar.İlk çocuğumun doğum günüdür 2 temmuz.1993 yılı öncesi gibi doğum günleri kutlayamam.37 yanan canı anarken unutuyorum kızımın doğum gününü.      2 temmuz Sivas Madımak yangınını anlatan yüzlerce kitap,dergi,şiir yazıldı. Pek çoğunu okudum .Ama  her 2 temmuzda öner Yağcı'nın "Sivas'ı Unutmak"  kitabını  tekrar okuyorum Sivas'ı unutmamak için.      Diyor ki Öner Yağcı""Pir Sultan'ın diyarındaki yangının alevleri hala yakıyor yüreğimizi. Alçalıyoruz. Milyonlarca yıldan bu yana ayağa kalkıp yükselen insan adını lekeledik bir daha. İnsan olmaktan utanıyor, yaşamdan tiksiniyoruz. Kimin yarası yok söyleyin?Kim kanamıyor?Kimin acımıyor yüreği? Kimin "Sivas" değince"2 temmuz"değince ürpermiyor vücüdu? Sivas yangını unutulur,ya Sivas'ta yanmak?Unutma hakkımız var mı?bence yok.Bağışlama hakkımız var mı?Bence yok .Eğer unutmazsak yaşamı hak ederiz.Unutma diyor haritalardan Sivas.Unutma diyor mezarlıklar, çocuklar ,bebelerimiz, geleceğimiz .Unutmayın ve anlatın diyorlar. Ben de anlattımYazdım dilimin döndüğünce ,yüreğim elverdiğince,bilincimle ve duyarlılığımla.Ve "Sivas'ı Unutmak"dedim tüm yazdıklarıma""     Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı yer olarak anımsamak varke... Devamı

BABALAR GÜNÜ

2009-06-19 12:35:00

Baba! Her yılbaşında sana söyleyecek bir tek sözüm var : Seni ne kadar çok seversem o kadar çok olsun ömründen geçen yıllar…Baba! Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım! Ne zulüm, ne ölüm, ne korku başımı eğemez! Yalnız senin elini öpmek için eğilir başım. Babam,ağabeyim,kardeşim,arkadaşım...Nazım HİKMET  BABA OLAN , BABA OLACAK OLAN TÜM DOSTLARIMIN BABALAR GÜNÜNÜ YÜREKTEN KUTLAR,SAĞLIK VE MUTLULUKLAR DİLERİM. SONSUZLUĞA  GÖÇ ETMİŞ BABALARA SAYGIYLA ANIYORUM. Devamı

HAZİRANDA ÖLMEK ZOR

2009-06-02 09:57:00

-orhan kemal'in güzel anısına- işten çıktım sokaktayım elim yüzüm üstümbaşım gazete sokakta tank paleti sokakta düdük sesi sokakta tomson sokağa çıkmak yasak sokaktayım gece leylâk ve tomurcuk kokuyor yaralı bir şahin olmuş yüreğim uy anam anam haziranda ölmek zor! havada tüy havada kuş havada kuş soluğu kokusu hava leylâk ve tomurcuk kokuyor ne anlar acılardan/güzel haziran ne anlar güzel bahar! kopuk bir kol sokakta çırpınıp durur çalışmışım onbeş saat tükenmişim onbeş saat acıkmışım yorulmuşum uykusamışım anama sövmüş patron ter döktüğüm gazetede sıkmışım dişlerimi ıslıkla söylemişim umutlarımı susarak söylemişim sıcak bir ev özlemişim sıcak bir yemek ve sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler çıkmışım bir kavgadan vurmuşum sokaklara sokakta tank paleti sokakta düdük sesi sarı sarı yapraklarla birlikte sanki dallarda insan iskeletleri asacaklar aydemir'i asacaklar gürcan'ı belki başkalarını pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim dökülüyor etlerim sarı yapraklar gibi asmak neyi kurtarır sarı sarı yaprakları kuru dallara? yolunmuş yaprakları kırılmış dallarıyla ne anlatır bir ağaç hani rüzgâr hani kuş hani nerde rüzgârlı kuş sesleri? asılmak sorun değil asılmamak da değil kimin kimi astığı kimin kimi neden niçin astığı budur işte asıl sorun! sevdim gelin morunu sevdim şiir morunu moru sevdim tomurcukta moru sevdim memede ve öptüğüm dudakta ama sevmedim, hayır iğrendim insanoğlunun yağlı ipte sallanan morluğundan! neden böyle acılıyım neden böyle ağrılı neden niçin bu sokaklar böyle boş niçin neden bu evler böyle dolu? sokaklarla solur evler sokaklarla atar nabzı kentlerin sokaksız kent kentsiz ülke kahkahanın yanıbaşı gözyaşı işten çıktım elim yüzüm üst&uu... Devamı

3 HAZIRAN NAZIM HİKMET

2009-06-03 09:33:00

NAZIM HİKMET Üstüne Nazım Hikmet, Türk ve Dünya edebiyatının özel, fenomen ve estetik-düşünsel-eylemsel durumunu ve duruşunu yitirmeyen, ölümlü olmaya direnen, ölümsüzlüğü başaran yiğit bir şairidir.Bir başka halk doğurup insanlığa armağan etseydi, o halkı çok kıskanırdık.  Şimdi, bütün halklar Nazım Hikmet’i tanıyor, onun sayesinde bizi tanıyor diye övünüyoruz. Bu bir şairin, ülkesine vereceği en büyük armağandır. Onun memleketinden olmaktan, onunla aynı dili paylaşmaktan, onunla aynı bir gelecek tasarımını paylaşmaktan ve onun kişiliğinde “bir hayat öğretmeni” bulmaktan onur duyuyorum. Bir şairi paylaşmak ve üstünden söz etmek zordur. Önce Nazım Hikmet’i bileceksiniz, tanıyacaksınız, öğreneceksiniz. Karşınızda üç günde üretmiş, beş günde tüketilmiş, sonra bir kenara atılmayı haketmiş biri yoktur; bunu hiç unutmayacaksınız. Önce yurtsever olacaksınız. Bu duruşunuzu, gün gelir sorgulamaya kalkarlar. Bütün sorgu fezlekelerini yırtıp atacaksınız. “Kuvayı Milliye Destanı” niye yazıldı, önce kendinize soracaksınız. Sonra, size bunu soranların suratına çarpıp, “Evet, ben yurtseverim. Ya sen nesin kepaze!” diyeceksiniz, diyebileceksiniz.Emperyalizme atılacak harika tokatlarınız olacak.Gericiliğe, faşizme, yobazlığa, ilkelliğe, cehalete, şeriate, mandacılığa, ucuz milletperverliğe, şövenizme karşı sarsılmaz ve tartışılmaz bir duruşunuz olacak.İyi kalpli, merhametli, duyarlı olacaksınız. İnsan odaklı olacaksınız ve hiçbir yaylım ateş odağınızı yıkamayacak, gedik bulamayacak, işgal edemeyecek. Başka türlü anlayamaz ve anlatamazsınız “Memleketimden İnsan Manzaraları” şarkısını.İşbirlikçileri iyi tanıyacaksınız, bugünlerde bolca ve hayasızca... Devamı